Merhaba

Hakkımda

"YETMİŞ İKİ MİLLETE BİR GÖZ İLE BAKMAYAN ŞER'İN EVLİYASI OLSA DA, HAKİKATTA ASİDİR"(yunus)... Yaşamanın ana gayesi mutluluktur.Diğer insanların mutluluğuna katkıda bulunabilmek en büyük erdemdir.İyilikleri, güzellikleri ve dostlukları paylaşmak kalıcı sevgilere dönüşür...İşte huzur...İşte insanlık.. .ARMAĞANIMIZ : "Can ağacından koparılıp,aşk ateşiyle pişirilip,gönül tabaklarıyla sunulan şeylerdir.."


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* ArÅŸiv

Kategoriler


Arkadaşlarım


blogekle
gulten
nazar nazarlik
hamzadeniz
polyanna
lotuse
arstekin
haticane
memnunca
yesilim
handangokcek2
drygt
nacromancer
pardus007
zahidem
mansur
hayalse
romantrak
jounnesse
fuadyusufoglu
hiramusta
birmelekdile
umut33
01hediyemin
sevimlisey
kalbinur
demmay
vezirhan
Blogcu Yardım
nuralemi
kitabooku
grafikdunyasi
sosyalplatform
1001kopru

HAYATIN ANLAMINI KEŞFEDİN !

 

 

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi.
Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı.
Gerçi mallar lüks sayılmazdı; ama küçük bir dükkan için yeterliydi.
Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı.
Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle.
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu.
Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti.
Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp:
- Küçük!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.
Çocuk, ona dönerek:
- Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.
- Bence önemli değil!. diye atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki!.
Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da vicdanı.
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
- Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
- Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?
- Çok basit!. dedi, adam. Eğer vicdan yoksa, cennete giremeyiz.
Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orada tüm eksiklikler tamamlanacak.
Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla daha fazla mükafat görecekler...
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi.
Adam, vitrini iÅŸaret ederek:
- Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin?
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
- Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!.
- İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam.
Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.
Çocuk biraz düşünüp:
- Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?
- Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım.
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
- Üstelik de öğrencisin değil mi? diye sordu.
- İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.
- Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira.
O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!.
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi.
İçerideki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu.
Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı.
Bir tabure alıp döndükten sonra çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi.
Ve çıkarttığı eskiyi göstererek.
- Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.
Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere.
Eski bir ayakkabı, para eder mi?
- Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok herhalde.
Bir antika ne kadar eski ise o kadar para tutar.
Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder.
Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi.
Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya.
Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı
kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
- Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!..
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu.
Her nedense içi içine sığmıyordu.
Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı.
Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu.
Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
- Babam haklıymış!. dedi. 'Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok!' demişti.
 
Her rüzgar savuracak bir toz bulur,
Her hayat yaÅŸanacak bir can bulur,
Her umut gerçekleşecek bir düş bulur
Bulunmayacak tek ÅŸey senin benzerindir
 

    

 

 


Tarih: 10:29, 20/3/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı


Tarih: 12:35, 8/3/2007
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı


Tarih: 12:33, 8/3/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

önü sonu bu !


Tarih: 00:35, 8/3/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

DİKKAT !!!

                                                 

 

 

         Roma Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü BaÅŸkanı   Ord.Prof.DR.ANNA MASALA

   37 yıl önce Konya'da bir kongrede bütün dünyaya bir gerçeÄŸi ÅŸu cümlelerle sunmuÅŸtu:

   "Batı maddeyi ve eÅŸyayı,doÄŸu mânâyı ve insanı keÅŸfetti.Batı keÅŸfettiÄŸi maddenin âdeta esiri oldu.

   Çünkü batı dünyasının genç kuÅŸakları maddeye kısa bir süre sonra bağımlı hale geldiler.

   Sizler mânâ yolunundaima arayış içinde olan yolcularısınız.

       Birgün, batı dünyası, sahip olduÄŸunuz bu mânevi kültür varlığınızı elinizden almak

   için gelip kapılarınıza dayanacak.

       Kültür varlığınıza sahip olmanın yolunu yöntemini biliniz."

    

      Ne yazık ki,hep birlikte olanları seyrediyoruz sadece... 

 

     Gönül hazinemizin paha biçilmez erlerinden Ahmet Yesevi,Mevlânâ,Yunus Emre,

   Söz ve gönül mülkünün sultanı Hünkar Hacı BektaÅŸ Veli gibi mânâ iklimlerimizde ılık rüzgarlar estiren    büyüklerimizin sözlerine kulak vermemiz bile yolmuzu hep aydınlık tutacaktır.

   Gelin tanış olalım,gönül mutluluÄŸuna erelim.

     Bir örnek olmak üzere Hacı BektaÅŸ Veli ' den altın damlalar  sunalım:

   "Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız."

   " Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu ! "

   "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."

    "İncinsen de incitme !"

    "Marifet ehlinin ilk makamı edebdir."

    "Her insan okunması gereken bir kitaptır."


Tarih: 16:04, 4/3/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

nerelere geldik ! Neyse ki,BİZ başkayız ...

 

 

BATININ IÅžIKLARI

 

     Hamburglu Wolfgang Dircks, on sekiz katlı bir apartmanın bir

dairesinde yalnız yaşayan 43 yaşında bir Alman vatandaşı idi.

1993 yılının sonlarında bir akşam evinde televizyon seyrederken

öldüğünde,komşularının bundan haberi olmadı. Ertesi gün de kimse

fark etmedi Wolfgang'ın öldüğünü.

Ertesi hafta, ertesi ay, ertesi yıl da...

     "Niçin fark etsinler?" de  diyebilirsiniz; Wolfgang'ın borçlarını,

otomatik ödeme talimatlı banka hesabı gün geçirmeden ödüyordu.

     Nihayet beÅŸ sene sonra banka hesabı suyunu çekince Wolfgang'ı

arayan birisi çıktı.Ev sahibi kirayı almak için gelmiÅŸ,ancak zile cevap

veren olmamıştı.Kapıyı zorla açıp içeri girdiÄŸinde, televizyon

karşısında oturmuş Wolfgang'ın iskeletiyle karşılaştı. Televizyon seti

çoktan iflâs etmiÅŸti. İskeletin kucağındaki televizyon dergisinin

5 Aralık 1993 tarihli sayfası açık duruyordu. Odada "canlı" olan tek ÅŸey

Noel aÄŸacıydı; onun rengârenk lâmbaları hâlâ yanıp sönmeye devam

ediyordu.Wolfgang'ın komÅŸuları da, Noel aÄŸacı gibi, durumdan habersizdi.

     Aradan geçen beÅŸ yıl içinde ne kimse Wolfgang'ın kapısını çalmış, 

ne ondan bir haber soran çıkmıştı.

Bu taraftan bakıldığında ne kadar ayıplanmaya deÄŸer bulunursa  bulunsun,

Wolfgang'ın hikâyesi, AB standartları içinde pek de yadırganacak bir olay

sayılmaz.Avrupa gazetelerinde her ay buna benzer birkaç haber çıkar;

ara sıra bu haberler karşısında "Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz?"

ÅŸeklinde bir iki ses çıksa da pek cılız çıkar; sonra herÅŸey unutulur gider.

Zira batı uygarlığının değerler sistemi içinde varlık veya

yokluğunuzun fark edilmesi, tümüyle maddî ilişkilerinize ve tüketim

çarkı içinde kaç paralık yer iÅŸgal ettiÄŸinize  baÄŸlıdır.

EÄŸer itibar gören bir diri ve arkasından aÄŸlanacak bir ölü olmak 

istiyorsanız,borçlu olmak ve borçlu ölmekten başka hiçbir şey bunu

size O kadar kesin bir ÅŸekilde garantileyemez.

     Kimseyle aranızda bir alacak-borç iliÅŸkiniz yoksa,fark edilmeniz için

de bir neden yoktur; banka hesabınız  elektrik faturalarını ödemeye

devam ettiÄŸi sürece Noel lâmbaları iskeletinizi eÄŸlendirmeye devam

edebilir! Yadırganacak bir ÅŸey varsa, o da böyle bir uygarlıktan yarar

umanların halidir ki,bugünlerde böylesine özlemlerin pek sık dile

getirildiğine tanık oluyoruz.

Gerçi bir tarafta İslâm dünyasının yoksulluğuna, diğer tarafta

batı uygarlığının ışıl ışıl manzaralarına bakıldığında,

bu uygarlığın İslâm dünyasına refah getireceği hayaline kapılmak

çok da zor deÄŸildir. Lâkin medeniyetleri karşılaÅŸtırırken lâmbalar

yerine deÄŸerleri  esas almak, çok daha saÄŸlıklı sonuçlar verir.

   Bir de rahibe Teresa'nın bir üçüncü dünya ülkesine ait ÅŸu anısına bakın.

Sekiz çocuğuyla günlerdir aç durumdaki bir anneyi haber aldığında,

Teresa, ona bir miktar pirinç götürür... Anne pirinci alır almaz ortadan

kaybolur,bir süre sonra döner. Geri dönünce, rahibe Teresa ona nereye

gittiğini sorar. "Pirincin yarısını komşuma götürdüm," der Anne.

" O da günlerdir bizim gibi aç."

   Ä°ÅŸin bir baÅŸka ilginç yönü ise, anne ile çocukların günlerdir sürüp giden

açlıklarına rağmen, içinde bulundukları durumdur. Rahibe Teresa

"Yüzlerinde açlık acısı vardı," diyor." Ama mutsuzluk veya üzüntü ifadesi görmedim." (Meraklısına not: Pirinci paylaşan aç ailelerden biri Hindu,

diğeri ise Müslüman'dır.)

     Gövdesi hamburger yağıyla ÅŸiÅŸirilmiÅŸ Batı insanının suratında ise

açlık acısı yok belki; ama mutsuzluğunu ve huzursuzluğunu bütün yüz

hatları çok sesli bir koro halinde haykırıyor! Buna karşılık, lâmbaları var.

Batının ruhundan sonra bedeni de çürüyüp gitse,O kuru kafanın karşısında

aynı coşkuyla yanıp sönmeye devam eden lâmbaları.

FROM: Tülay Topuz

Tarih: 11:40, 25/2/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Yegane İlacımız !

 

                                           

 

 


Tarih: 09:53, 27/1/2007
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

Düşünceler !

         ???                                   

 

   'Pensées' ('Düşünceler') adlı kitabında 'eÄŸer Allah yoksa insan ona inanmakla hiçbir ÅŸey kaybetmeyecek, fakat varsa inanmamakla çok ÅŸey kaybedecek.' diyen ünlü matematikçi ,fizikçi ve aynı zamanda teolojist kimdir?

                                                                                               ( Blaise Pascal

 

 

   Cevap: (parantezin içine bakınız.)

 

 


Tarih: 17:18, 16/1/2007
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN !


Tarih: 16:37, 29/12/2006
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

Sen görmesen de O seni görür !


Tarih: 15:01, 9/11/2006
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->